Tek Ruh İki Beden

   Herkese selamlar! Bu hafta sizler için reenkarnasyon adı verilen ruhun kişi öldükten sonra başka bedenlerde tekrardan yaşama dönme olayını araştırdım. Hazırsanız başlayalım.

Reenkarnasyon, birçok eski kültür ve mitolojilerde geçen bir konudur. Ben sizler için İskandinav Mitolojisinde ki ve Grek Kültüründe ki  yerlerini araştırdım. 

Reenkarnasyona, İskandinav Mitolojisinde önemli bir yeri olan Edda Destanı'nda rastlanır. Destan'da yazıldığına göre, Helgi Hjörvarosson ve Valkür Sváfa adında iki kişi büyük bir aşk yaşamaktadır. Aşkları o kadar büyüktür ki ikili öldükten sonra Helgi Hundingsbane ve Valkür Sigrún olarak yaşama geri dönmüş ve aşklarını yaşamaya devam etmiştir. İskandinavya bölgesinde hâlen daha reenkarnasyona inanan kişiler bulunmaktadır. 

Grek kültüründe de reenkarnasyon inancına rastlanır. Grek kültüründe reenkarnasyon inancı ilk olarak Orfe ve Pisagor ile başlamıştır. Birçok eski kaynak bu ikilinin de reenkarnasyona uğradığını, hatta Pisagor'un önceki yaşamlarını hatırlayabildiğini doğrular niteliktedir. Bu öğreti, o zamanın şair ve filozoflarını derinden etkilemiş, eserlerinde yer edinmiştir. Bu kişiler arasında Platon'da vardır ve romanlaştırdığı "Phaidon" adlı diyalogların son kısmınde Sokrates'in şu sözlerine yer vermiştir: "Yeniden yaşamak... Eminim ki gerçekten böyle bir şey var; bu, ölüden çıkan bir yaşam"

Reenkarnasyon sadece eski dönemlerde geçmiş bir konu değildir. Bu konuyla ilgili örneklere Türkiyede de rastlanır. 

9 Mart 1962 yılında Adana'da bir gazino sahibi, Ahmet Delibalta isimli bir şahıs ile gazinosunda şarkı söylemesi için çağırdığı Rengin Arda İstanbul'dan Adana'ya dönüyordu. Fakat maalesef ki içerisinde bulundukları uçak Toros Dağları'nın keskin yamaçlarına düşmüştü. Içerisinde bulunan 11 kişiden kimse kurtulamadı ve olaydan bir gün sonra parça parça olmuş cansız bedenler bulundu. Bu olay o zamanlar büyük ses getirdi ve Milliyet gazetesinde de bu konuya yer verildi. 




Fakat bir süre sonra her zaman olduğu gibi bu konuda unutuldu. Ta ki devreye Erkan Kılıç girene kadar.

Bu olaydan birkaç gün sonra, 11 Mart 1962 tarihinde Kılıç ailesine bir üye daha katılmıştı. Erkan isimli bu çocuğun 14 kardeşi daha vardı fakat Erkan onlardan biraz daha farklıydı. Uçak seslerinden ve uçaklardan acayip derecede korkuyordu. Ailesi ilk başta bunun aşırı sesten dolayı olduğunu ve büyüdükçe bunun değişeceğini düşündü. Fakat Erkan 4 yaşına geldiğinde hâlen daha uçak seslerinden korkuyordu. Sadece bu kadar da değil, Erkan artık konuşmayı sökmüştü ve annesine "Sen benim annem değilsin. Ben aslında Ahmet Delibaltayım." Gibi söylemlerde bulunmaya başlamıştı. Aile ilk başlarda Erkan'ın çevreden duyduğu şeyleri söylediğini düşündü ve pek takmadı. Fakat Erkan gün geçtikçe önceki yaşamına dair daha derin detaylar vermeye başladı. Aile bunun üzerine bir uzmana danıştı ve bir araştırma başlatıldı.


Erkan, ailesini özlediğini ve onların yanına gitmek istediğini söylemeye başladı. Aile ilk başlarda buna karşı çıksa da Erkanın evden kaçma ihtimaline karşı onu önceki yaşamında ailesiyle yaşadığını iddia ettiği evine götürdüler. Delibalta ailesi bu duruma inanmadılar. Erkan orada olan olamayan herkes hakkında bilgiler verdi, herkesin isimlerini doğru bildi. Fakat Delibalta ailesi bunun maddi çıkar için bir tür oyun olduğunu düşündü. 

Erkan daha sonra da önceki yaşamında ki ikinci eşinin evine gitmek istediğini söyledi. Aile bu isteği de yerine getirerek onu Adana'nın ikinci eşinin yaşadığı bölgesine getirdi. Erkan, hiç kimsenin rehberliği olmadan ikinci eşi Fehime'nin evini eliyle koymuş gibi buldu. Ve orada da yine herkesin ismini doğru bildi, çocuklarına isimleriyle seslendi. Hatta Fehimenin Ahmet Delibaltanın vefat ettiği zamanlarda hamile olduğunu ve hemen hemen Erkanla yaşıt olan çocuğun muhtemelen o olduğunu bile doğru bildi. Eski çocukluk arkadaşlarını anlattı, kimsenin bilemeyeceği aile sırlarını bile doğru bildi. Bunun üzerine Ahmet Delibalta'nın çocukluk arkadaşlarına ulaşıldı ve Erkan'ın önceki yaşamındaki çocukluk zamanları hakkında verdiği bilgiler doğrulandı. Hatta bir arkadaşı ona eskiden değiştirdikleri ve ikisinde de bulunan şeyin ve üzerindeki simgenin ne olduğunu sordu ve Erkan, bunun bir saat olduğuna ve üzerinde fildişi simgesi olduğuna kadar herşeyi doğru bildi. Ve verdiği bilgilerle binlerce reenkarnasyon hikayesinden biri olarak tarihe karıştı..

Erkan Kılıç şuanda yurtdışında yaşıyor. Bir kaç telefon numarası buldum ve hatta Erkan Kılıç'ın yeğeni olduğunu iddia eden birinin mailine kadar araştırdım. Fakat hiçbirinden bir geri dönüş alamadım maalesef ki. Alabilseydim buraya obilgileri de eklemeyi çok isterdim. Fakat araştırmalarımla sadece bu kadarını biliyorum. Eğer ki Delibalta veya Kılıç ailesinden birine ulaşabilirsem yine sizleri bilgilendirmeye çalışırım. 

Peki siz bu olay hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce reenkarnasyon gerçekten var mı? Yorumlarda buluşalım.



Yorumlar